Okul ve Spor Bir Arada Yürür Mü? Nasıl?

Okul her zaman öncelik sahibidir. Çünkü hayatın kalan bölümü için en önemli belirleyici okuldur. Okul temposu, sınavlar, ödevler ve hatta okula gidip gelmek derken spora ne zaman kalır ne de enerji.

Peki okul ve spor bir arada yürütülemez mi? Elbette götürülebilir. Bunun için yapılması gereken, aynen antrenmen ve beslenme konusunda da ilk yapılması gereken ile aynıdır; planlı ve disiplinli olmak.

Antrenman Yapar Gibi Ders Çalışın

Antrenmanlar, planı ve programı önceden belirlenmiş ve düzeni oturmuş bir yapıya sahiptir. Atlanan bir antrenmanın bizi ne kadar geriye götüreceğinin farkında olduğumuz için çoğunlukla antrenman ekmemeye çalışırız ve nolursa olsun programımızı modumuza göre iyi veya kötü hissederek tamamlarız. Hedeflerimiz doğrultusunda hareket ederiz ve beslenmemizin de yardımıyla istediğimiz noktalara ulaşmaya çalışırız.

Ancak konu ders çalışmak olduğunda pek çoğumuz bu düzende çalışmıyoruz. Antrenmanların nasıl ki bir planı varsa ve ekme lüksümüz olduğunu düşünmüyorsak, derslere de aynı kafa yapısı ile yaklaşmalıyız. Böylece, pek çok şey son dakikaya kalmaz ve sistematik bir şekilde hedefimiz olan notlara ulaşabiliriz. Dersleri ve derslerin ödevlerini, ekme lüksümüz olmayan antrenmanlar gibi bir önceliğe oturttuğumuzda sınav zamanı gelip çattığı zaman asla stres olmayız. Bu sistematik düzen ile spor salonunu aksatmamıza gerek kalmaz.

Verim Odaklı Olun

Bir sınava çalışırken, sınava çalışmak haricinde yaptığınız aktiviteleri düşünün. Sosyal medyanın içinde kaybolmak, lafın lafı açması ile ders dışı konularda sohbetler ve benzeri boş zaman aktiviteleri hep sınav döneminde bir tuzak olarak karşımıza çıkar.

Bu durum, verimliliğimizi azaltır. Ders çalışmaya ayırdığımız zamanın büyük bir çoğunluğunu başka aktiviteler ile doldurmuş oluruz. Bu aktivitelere harcadığımız zaman da, çoğunlukla bir antrenmanın süresini aşar.

Eğer ki verimi arttırırsak, başka şeylere zaman harcamaya zamanımız her zaman olacaktır. Okul kütüphanesinde iki saat ders çalışıp dört saat muhabbet etmek ile sadece 3 saat odaklı ders çalışmayı kıyaslarsak tabii ki ikinci seçenek verim açısından üstündür. Bu nedenle verimi arttırarak daha az zaman harcayıp daha olumlu sonuçlar alabilmemiz mümkün.

Aynısı antrenmanlar için de geçerli. Set veya hareket aralarında edilen sohbetler yerine daha odaklı ve kısa süren bir antrenman kesinlikle daha verimli olacaktır. Bu, performansı da iyileştiren bir faktördür.

Yani siz siz olun, verimsiz olmayın. Yaptığınız işlerin verimliliği arttığında kendinize ayıracağınız zaman da artar. Hele ki antrenman yapar gibi ders çalışmayı da oturtursanız, belki de sınav döneminde en iyi antrenmanlarınızı yapıyor olma ihtimaliniz artar.

Optimum Antrenmanı Keşfedin

Bazı kişiler, haftanın 4 günü antrenman yapınca çok iyi verim alamıyorken haftanın 5 günü antrenman yapınca verim alabiliyorlar. Bazılarımız için ise durum tam tersi. Haftanın kaç gününde antrenman yaptığımızı ifade eden “sıklık”, hayat düzenimiz için önemli bir kavram. Dolayısı ile bizim için en verimli olan sıklığı bulmamız önemli. 3 gün çok verimli ise ve 4 gün bizi daha az etkili bir gelişim sürecine sürüklüyorsa, 4 gün antrenman yapmamıza gerek yok.

Ayrıca optimum antrenman hacmi ve süresi de bu noktada önemli. Aynı şekilde kimimiz bölge başına çok fazla set ile verim alırken, kimimiz az ama etkili programlar ile daha iyi gelişiyor.

Kişisel farklılıkları keşfetmek bu nedenle önemli. Neyin bizim için optimum olduğuna karar vermemiz de pek çok şeyi olumlu etkileyecektir. Zaman yönetimi ve verimlilik açısından da farklı antrenmanları deneyerek bize en olumlu etkiyi eden kombinasyonları elde etmeliyiz.

Bu sürekli program değiştirerek hiç bir programa sadık kalmayıp gelişimimizi gözlemleyemememize neden olmamalı tabii ki. Optimum programı bulduktan sonra, o programa aylarca sadık kalmalıyız ki gelişim ve adaptasyon gerçekleşsin. Sürekli programını değiştirip yeni şeyler deneyen kişiler, genellikle gelişim konusunda oldukça yavaştırlar.

Okul ve Beslenme

Beslenme, okulda düzgün olarak yapması zor bir aktivitedir. Yaptığımız spora uygun beslenmek için de epey para harcarız. Bu da bir öğrenci için zor bir durumdur. Kendi parasını kazanmayan bireyin, mümkün mertebe az para harcaması makuldür.

Sonuç olarak ucuz ve etkili beslenmeye yönelmek gerekir. Ayrıca, dönem dönem yoğunluktan dolayı beslenmeye efor sarfetmek zor da olabilir. Bu da pratik seçeneklere yönelmemiz gerektiğini gösterir.

Bu durumda market alışverişlerinde bu stratejileri kullanmak gerekebilir. Karbonhidrat ve yağ kaynakları ekonomik olarak çoğu zaman zorlayıcı olmasa da protein kaynakları ülkemizde öğrenci bütçesine fazla gelebilmektedir. Et ve süt ürünleri, baklagiller, taze sebzeler, kuruyemişler iyi protein kaynaklarıdır. Bunlarla birlikte, pratikliği ve protein kaynağı olarak ucuzluğu açısından whey protein tozları da öğrenci bütçesi dostudur. Servis başına düşen miktara bakıldığında, saydığımız tüm besinlerden daha ucuz ve etkili olabilir.

Beslenme ve Antrenman İçin Doğru Zamanlama

Enerji seviyelerimizin en iyi olduğu boş zamanı ve yemek yiyebileceğimiz zaman aralıklarını keşfettiğimiz zaman ders için önerdiğimiz sistematikliği spor için de yakalayabiliriz. Farklı zamanlarda antrenman yapmayı ve beslenmeyi deneyerek, bizim için en olumlu etkileri yaratan seçeneklere yönelmemiz faydalı olacaktır.

Uyku

Zaman zaman derslerin zorluğuna göre uyku miktarı azalıp artabiliyor. Uyku ise hep bahsettiğimiz verimli olma kriterini fiziksel ve zihinsel açıdan epey etkileyebiliyor. Belli bir miktar uykuyu alışkanlık haline getirip, bir uyku düzeni oturtmak hem dersler hem de spor açısından oldukça önemli.

En az 8 saat uyumanızı tavsiye ediyoruz. Verimli bir şekilde ders çalışıp, ödev yapıp antrenman yapabileceğiniz zamanı bitirin ve en az 8 saat sürecek uyku serüvenine hazırlanın. Aksi takdirde ağırlıklar ağır hissettirecektir ve beyniniz de optimum düzeyde iş yapamayacaktır. Her iki önceliğinizi de etkileyebilen bu önemli faktöre gereken önemi vermelisiniz.

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*