Mutlak Motivasyon (Frank Mcgrath)

BAŞLANGIÇ…
Sabah 4:27… Neden buradayım?

Neden herkes gibi yatakta değilim? Neden bunu yapıyorum? Neden sürekli bu acı ve fedakarlıkla yaşıyorum? Neden? Çünkü bunu yapabilirim. Çünkü acı bana benim ayakta olduğumu anlatıyor. Bana yaşadığımı hatırlatıyor .Ben kimim? Bir çelik enkazıyım. Ben kaderin yüzüyüm. Ben hayvanım.

Burada başlıyor .Bu, bir sürü yolculuğun içinden sadece birisi. Bunun sonu yok. Asla sonu olmaz. “Yarın başlıyorum. Bu karanlık delikte 18 hafta. Acı dolu 126 gün. Açlık ve arzu dolu 3024 saat. Dakikaları, saniyeleri saymaya çoktan başladım. Bu bittiğinde aydınlığa doğru bir adım atacağım. Işıldayacağım.

O zamana kadar gölgede, karanlıkta, kimsenin görmediği yerde yaşayacaksın. Çirkinliğin güzel geldiği o yerde. Bu yer, bu karanlık… Daha iyi bir yer yok. Burası gerçek işin yapıldığı yer. Eğer benimleysen, şu zaman kartını al ve yerleştir. Çünkü bu, uzun ve tatlı bir gezinti olacak. Ellerinin kirlenmesine hazır ol. Dinle. Sessizliği duyuyormusun? Yarın heryer sallanacak. Öyleyse gel şovu yolda yapalım. Hadi ateşe biraz demir atalım.

Sabah 4:29… AYAĞA KALK, HAZIR OL…
İşte orada, dışarıda. arkadaşlar. Senin, benim yada herhangi birinin hatırladığı gibi. Karanlıkta, bok deliği spor salonlarının karanlık köşelerinde. Dinle. Duyuyor musun? Arıyor. Onu duyabilenler, yolculuğu yapanlar ve yolun uzun olduğunu bilenler şanslı kişilerdir. Yol,çamur, taş ve pisliklerla kaplı. Benden önce bu işe giren herkese şunu söylüyorum. Bunu çok duydum ve hazırım. Acımsız bir ağırlığın altına girmeye hazırım. Bu sorumluluğu almaya hazırım ve işim bittiğinde, artık ******* ve yüzü olmayan biri olmayacağım. Artık bu benim zamanım. Ayağa kalkacağım ve hazır olacağım.

Sabah 4:41… OYUNUN İÇİNDE
Hazır olduğunu nasıl anlarsın? Sana söyleyim. Anlayamazsın. Karanlıkta, spor salonunda tek başına uzandığında ve önümdeki 18 haftayı düşündüğümde anladımki hazır olduğunu bilemezsin. Hiç bir yerde bunun cevabını bulamazsın. Hiçbir kitapta yazılı değildir. Bunun rehberi yoktur. Kimse sana hazır olduğunu, zamanın geldiğini söyleyemez. Sadece bir kişi bunu bilebilir. Sen. Bunu hissedebilirsin. Belkide birgün uyanacaksın ve bugünün o gün olduğunu anlayacaksın ve kendi yolculuğuna başlayacaksın. Şunu hatırla. Bilinmeyen, plansız haritasız bir alanda riske girmeye karar vermek işin zor kısmıdır. Bir kere bunu hallettinmi gelceğinin önü açıktır. Kader avuçlarının içindedir. Ama bu demek değildirki işler kolay olacak. Lanet olsun, hayır kolay olmayacak. Fakat bu avantajı elde etmek , bunu inceleyebilmek – işte ben bu yüzden burdayım. Dinle, hazır olduğunu hissedene kadar bekleyemezsin. Sana haber vereyim. Hiç hazır olamayacaksın. Hiç yeterince iri olamayacaksın. Hiç yeterince yağsız olamayacaksın. Geride kalan bölümler asla yeterince çabuk yakalanmayacak. Bu yüzden hazır olduğunu düşündüğün zamana kadar beklersen asla bir adım bile atamayacaksın. Ve adım atmazsan oyuna katılamazsın. Ben oyundayım. Bakacağım ve diğer tarafta kimlerin olduğunu göreceğim.

Sabah 5:11… SON ÇALIŞMA…
Bir kaç saat içinde, güneş doğacak ve hayat işlemeye başlayacak. Ama şimdilik dışarısı hala karanlık ve lanet bir soğuk var. Gym henüz boş ve sessiz. Yalnızım. Yapacağım bir set daha var. Barı kavrıyorum ve ellerimde soğuk demiri hissediyorum. Buna aşinayım fakat garip geliyor. Kaç kez daha bu ağılığın altına gireceğim, yukarı bakıp ağırlığı tavana doğru itmeye çalışacağım. Saymaya başlayamadım. Fakat çeliği her hissettiğimde kendime bu kez son diyorum. Hiç bir şeyi olduğu gibi kabul etme, tek bir tekrarı bile , tek bir öğünü bile. İşte beni çarkın dişleri arasında sıkışmaktan alıkoyan şey budur. Beni önümdeki lanet 18 hafta boyunca ne tutacak. Kırmızı kalemle daire içine aldığım bir tarih. Yakında bu işi bitirdiğimde bir yumruk savuracağım ve evime yöneleceğim. Vücut geliştirme bir iş midir? Lanet olsun, evet. Dünyanın enzor işi. Ve gym benim ofisim. Eve gittiğimde, benim için gün bitmemiştir. Lanet olsun, vücut geliştirme bir iştir. Hatta bunda da ötesi. Vücut geliştirme… Bu benim hayatım…
var daha.

BU BENİM HAYATIM…
Herkesin gün aynı başlar. Uyan, duş al, giyin. İki ayağın bi pabuca girer.
Ben herkes gibi değilim. Herkes gibi yaşamam. Herkesin yediğini yemem. Donut yok. Kremalı ve 2 şekerli kahve yok. Sabahları gazete yok. Saat sabahın 6:52 si. Ben ikinci yemeğimdeyim. Herkes saatinin alarmını kapatırken, ben uzun adımlarla yoluma devam ediyorum.

Kahve molası yok. Haftasonları yok. Hasta olma lüksüm yok.

Ben ne yapıyorum? Ben bir vücut geliştiriciyim. Evet bu bir iş. Birgün sadece saat dokuzda başlayıp beşte bitmez. Benim için gün gözlerimi açtığım an başlar ve kapattığım an biter. Bu beş iş günü olan bir hafta değildir. Ben 7 gün 24 saat yaşarım. Bu bir iştir. Bu benim hayatım.

Sabah işlerin zihninde akıp durur. Bu rota hiç değişmez. İşin en zor kısmı, bu yola sıkı sıkıya yapışmak bu ezici rutine tahammül edebilmektir. Benim rutinim değişmeyecek. Hergün beni amacıma dahada yaklaştırıyor. Dinlenmek yok. Gidecek millerim var daha.

Yazan: Diez (B.S.TORAMAN)

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*